AYDIN TÜRK OCAĞI BAŞKANINDAN AÇIKLAMA

  • sokerehber
  • 11 Kasım 2012
  • 0

AYDIN TÜRK OCAĞI BAŞKANI

 Aydın Türk Ocağı Başkanı Dr. Eyüp Doyuran, “Büyükşehir Belediyesi Kanun Tasarısı Meclis’ten geçmemelidir” dedi.

“Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın Tbmm İç İşleri Komisyonu’nda hızlı şekilde görüşülerek Genel Kurul’a sevk edildiğini savunan Eyüp Doyuran, “Bu tasarı aynı hızla Meclis’ten geçirilip yasalaştırılmak isteniyor.Ancak yoğun eleştirilerin yapıldığı bu yasanın toplumda büyük tedirginliğe yol açtığı ortadadır.Tepkilerde yükseliyor. Bu yasa sıradan bir idari reform değildir.150 yıl kadar önce oluşturulmaya başlanan, çeşitli dönemlerde yapılan değişikliklerle belirli bir çizgiye oturtulan geleneksel mülki idari sistemimiz, il idaresine dayalı yönetim tarzı kökünden değiştiriliyor. Tasarıya göre 13 il daha büyükşehir oluyor. Böylece toplam 29 büyükşehir belediyesinin yetki alanları illerin mülki sınırları şeklinde genişletiliyor. İl sınırları içerisinde herkes büyükşehir belediye başkanı için oy kullanabiliyor. 29 il özel idaresi 1591 belde belediyesi, 16082 köyün tüzel kişilikleri sona eriyor. Nüfus sayım sonuçlarına göre nüfusu 2 binin altındaki 509 belediye ilk yerel seçimlerden itibaren kaldırılıyor. Bu arada kaldırılan il özel idaresi yerine, yatırımların denetimleri ve gözetimlerini yapmak maksadıyla valinin kontrolünde kurulması düşünülen ‘Yatırım İzleme ve Koordinasyon Merkezi’ son dakikada tasarıdan çıkarıldı. Böylece denetim anlamında çok önemli bir boşluk oluşmuş oldu” diye konuştu.

Tasarıyla vali ve kaymakamların seramonik birer figür haline getirildiği öne süren Doyuran, “Buna mukabil büyükşehir belediye başkanları yetkilerinin genişlemesi, Mali imkanlarının büyümesi, bunları doğrudan kendi karar ve iradeleriyle kullanabilir duruma gelmeleri sonucu çok büyük güç kazanıyorlar. Yerelde çok güçlü merkezler oluşturuluyor.

Vali ve kaymakamı il yönetiminde devreden çıkarmak demokratik bir tercih olarak görünse bile, Türkiye’nin geleneksel idari teşkilat yapısının altüst edilerek bölgesel yönetim esasına geçilmesi sadece hizmet ve idare sıkıntıları değil, üniter devlet yapımızla ilgili ağır sonuçlar doğuracaktır. Ortaya çıkacak geniş rant alanları, merkezi idarenin kontrolü ortadan kalkıp ciddi bir denetim mekanizması da oluşturulmadığından, yerel iktidarların inisiyatifine bırakılmış olacaktır. Merkez nüfusları 100 binin altında olan Muğla ve Mardin’in büyükşehir olması uygun görülürken, bunlardan birkaç misli fazla nüfusa sahip Sivas ve Elazığ’ın bu statüye uygun görülmemesi tam bir çelişkidir. İl idaresi sistemi ortadan kaldırılınca, doğal olarak merkezi idarenin taşradaki etkinliği azalıyor. Merkezden uzak olan ilçelere, mahalleye dönüştürülen köylere götürülecek hizmetlerin ciddi şekilde aksaması kaçınılmazdır. Mülki idarenin temel esası olan “ihtiyaçların en yakın yönetim birimlerinden karşılanması” ilkesi ortadan kaldırılmakta, toplum yapımızın geleneksel unsurlarından olan köy hükmi şahsiyeti sona ermektedir” şeklinde konuştu.

Bu tasarının iktidarca belirlenen bazı hedefler için önemli bir adım olmakla beraber, henüz tamamlanmamış bir girişim olduğunu öne süren Doyuran, şunları söyledi: “Tıpkı yargı reformu konusunda yapıldığı gibi, bu tasarının yasalaşmasından kısa bir süre sonra, yeni reform paketleri art arda Meclis gündemine taşınacaktır. Amaç Pkk ve uzantılarının ‘demokratik özerklik’ adıyla talep ettikleri, HAKPAR gibi marjinal Kürtçü kesimler tarafından ‘federatif yapı’ olarak dile getirilen istekleri, bu tarz idari reform adıyla cevaplandırmak ve ayrılıkçı girişimlerle frenlemekse, bu tam bir hayalperestlik anlamına gelir. Reform paketleri, önceden hazırlanmış olan ve kamuoyuna açıklanmış olan raporlar çerçevesinde gündeme geliyor. Buna göre sırada öğretmen ve doktor tayinleri ile birçok hizmetlerde eleman tercihlerinin belediyelere bırakılması, belediyelere vergi ve harç koyma imkanın verilmesi geliyor”

Geri «
İleri »

Bir cevap yazın