MHP’DEN ÜRÜNLÜ AÇIKLAMA

  • sokerehber
  • 6 Aralık 2012
  • 0

 Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Aydın İl Başkanı Fevzi Köse, dün partisinin il binasında düzenlediği basın toplantısına, zeytin, incir ve pamuk getirerek, basın mensuplarına gösterdi.
MHP İl Başkanı Köse, tarımın ve çiftçinin durumunun çok kötü olduğunu, köylülerin çoğunun banka hacizleriyle boğuştuğunu vurgulayan Köse, AKP Aydın İl Başkanı Sadık Atay’ın CHP İl Başkanı Barkan Kalınomuz ile girdiği uçak bileti, tren bileti polemiğini de eleştirerek, “Sayın Sadık Atay tren biletiyle, uçak biletiyle uğraşacağına, çiftçimizin sorunlarıyla ilgilensin. İstanbul’a Ankara’ya gitmekten bahsedeceğine, önce Aydın Ovası’na gitsin, oradaki çiftçilerimizin içler acısı durumunu görsün. Sayın Başbakan da Muhteşem Yüzyıl gibi yapay gündemler yerine çiftçinin sorunlarını gündeme getirsin” dedi.
Zeytin mahsulünün bu yıl kurtlandığını belirten Fevzi Köse, bu konuda yeterince önlem alınmayışı nedeniyle Tarım Bakanı Mehti Eker’e suçlamalarda bulundu ve Eker’in Türkiye’nin en önemli tarım illerinden biri olan Aydın’a uzun süredir hiç uğramadığını belirterek şunları söyledi:
“Tarım, gelişmişlik düzeyine bakılmaksızın her ülke için olduğu kadar, insanlık için de hayati öneme sahip, vazgeçilemez ve stratejik bir sektördür.

Toplumun artan ve çeşitlenen gıda maddeleri talebinin karşılanmasına ek olarak, gıda, dokuma, deri ve ilaç gibi tarıma dayalı sanayiler ile istihdama ve ihracata olan önemli katkısı, tarıma girdi veren sanayilere pazar olması, biyolojik çeşitlilik ve çevreyle olan ilişkileri, tarımın pek çok açıdan öncelikli sektör olarak ele alınmasını zorunlu kılmaktadır. Milli gelire önemli katkıları yanında, genellikle toplumun gelir düzeyi en düşük kesiminin üretici olarak yer aldığı ve geçimini sağladığı tarım, ürünleri itibarıyla hayatı devam ettirmenin en önemli kaynağıdır.
Ülkemiz nüfusunun hala önemli bir kısmı tarımla iştigal etmekte ve aktif iş gücümüzün önemli bir kısmı da tarımda istihdam edilmektedir. Bu nedenle tarım sektörünü ekonomik anlamda sadece “kar – zarar” noktasından değerlendirmek doğru değildir. Tarımın stratejik öneminin ve bütün insanlık için vazgeçilmezliğinin idrakinde olan bütün gelişmiş ülkeler bugün tarım sektörlerini sosyal ve ekonomik açıdan ayrı bir gözle değerlendirmekte ve desteklemektedirler. Bunun içindir ki AB bütçesinin yaklaşık % 45’ni tarım bütçesi oluşturmaktadır.
AKP iktidarının son 10 yıllık döneminde Tarımın Gayri Milli Hasılaya olan katkısı düşmüş, tarımsal ihracatımız tarımsal ithalatı karşılayamaz duruma gelmiş, ekilen biçilen tarımsal alanlar azalmış, tarım toprakları terk edilmiş, emek yoğun ve işsizliği absorbe eden bir sektör olan tarımdan kaçış hızlanmış, yani tarımda çalışan sayısı düşmüş, köylerimiz boşalmış, çiftçimizin, köylümüzün geliri her geçen yıl azalmış ve borç batağına sürüklenmiştir. Sonuç olarak AKP iktidarı tarımı ve tarım kesimini yokluğa, çaresizliğe mahkûm etmiştir.”
“Çiftçi borç ve haciz batağına sokuldu”
“Üreticilerin büyük çoğunluğunun özel bankalar, Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine büyük miktarlarda borcu bulunmaktadır. Çiftçilerimiz traktörünü, tarlasını, tarım alet ve ekipmanını ipotek etmiştir. Neredeyse icralık olmayan üretici kalmamıştır.
Gelişmiş ülkeler hayvancılık sektörünün stratejik önemini kavramış ve bu öneme uygun politikalar ile hayvancılığın tarım sektörü içindeki payını artırmışlardır. Çünkü hayvancılık; insanın yeterli ve dengeli beslenmesi, istihdama olan katkısı, hayvanların; insan gıdası olarak tüketilemeyen bitki ve bitkisel artıkları yararlı besinlere dönüştürebilme yetenekleri ve çiftçiye günlük gelir sağlaması nedeniyle, çok yönlü ve vazgeçilmez bir sektör olarak insan hayatı ve ülke ekonomisinde önemli bir konuma sahiptir. AKP Hükümetlerinin yanlış tarım politikaları sonucu geniş yüz ölçümü, farklı ekolojileri, değişik tür ve ırktan hayvan varlığı ile avantajlı bir konuma sahip olmasına rağmen ülke hayvancılığı ve hayvansal ürünler üretimi tehlikeye sokulmuş, AKP Hükümeti 15 Mart 1995 tarihinden beri tamamen yasak olan et ve kasaplık canlı hayvan ithalatının önünü açmıştır. 30 Nisan 2010 tarihinde yayınlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile Et ve Balık Kurumuna et ve canlı hayvan ithalatı yetkisi vermiştir. Bu karar ve bu uygulama Türkiye Hayvancılığını dönüşü olmayan bir yola sokmuş ve hayvan varlığı bakımından dünya ve AB’nin sayılı ülkelerinden olan bu ülkeyi tamamen Avrupa’nın ve Amerika kıtası ülkelerinin pazarı haline dönüştürmüş bu ülkenin hayvan yetiştiricisini, üreticisini, besicisini bir daha belini doğrultamayacağı şekilde tasfiyeye götürecek yolu açmıştır.
İcraların hızla arttığı, iflasların nefes aldırmadığı tarım kesimindeki problemler çığ gibi büyürken, ülkemiz toplam nüfusunun yaklaşık üçte birini oluşturan tarım kesiminde çalışan Milyonlarca insanımız, Tarım Kredi Kooperatifleri ve bankalar tarafından tam anlamıyla kıskaca alınmışlardır.
Büyük fedakârlıklarla ve zorluklarla mücadele eden çiftçilerimizin sorunları, geldiğimiz bu aşamada sözle, vaatle geçiştirilemeyecek kadar büyümüştür.
Bir yandan da, KDV ve ÖTV’yi peşin olarak ödeyen, sattığı ürünlerinden KDV’sini mahsup edemeyen Türk çiftçisi, zarar etmesine rağmen bir de her satışında stopaj vergisini ödemek durumunda kalmaktadır. Nitekim tarım sektöründe sadece mazota ödenen KDV ve ÖTV miktarı bile destekleme bütçesini aşmaktadır.
AKP hükümetinin tarımın yapısal sorunlarını çözecek, tarımsal girdi yükünü azaltacak ve tarım sektörünü yeniden ayağa kaldıracak tedbirleri alma niyet ve isteğinin olmadığı ortaya çıkmıştır.
Üretemeyen ve toplumun diğer kesimlerinde olduğu gibi borç içinde yüzen “Milletin Efendisi” çiftçilerimiz, bu gidişle Hükümetin erzak yardımlarına muhtaç hale gelecektir.
Bir bakıma siyasi iktidarın ilgi ve destek alanının dışında bulunan köylülerimiz, sadece seçim dönemlerinde hatırlanıp sorunları dile getirilmekte, seçimler bittikten sonra eski anlayış ısrarla sürdürülmektedir.
Milliyetçi Hareket Partisi olarak çiftçilerimizin sorunlarını hiçbir zaman aklımızdan ve gündemimizden çıkarmadık ve onların lehine olan her girişimin yanında ve arkasında olduk.
Bundan sonra da, Milyonlarca tarım kesimi çalışanımıza yönelik desteğimizin artarak devam edecek onların her sorunu bizim asli meselelerimizden birisi olacaktır.
MHP olarak, küçük ölçekte faaliyet gösteren çiftçilerimizin desteklenmesi amacıyla; elektrik, mazot, gübre, ilaç ve tohum gibi temel tarımsal girdilerin üzerindeki ÖTV ve KDV’nin kaldırılması gerektiğini açıkça vurgulamıştık.
İhmallerle, vurdumduymazlıklarla gelinen bugünkü süreçte çiftçilerimizin tahammülleri, dayanma güçleri tükenme noktasına gelmiştir.
Kolay para kazanmanın prim yaptığı AKP iktidarları döneminde, kol ve bilek gücüyle hayatını kazanmaya çalışan çiftçilerimizin hayat standardında en ufak bir iyileşme olmamış, aksine bugün dünden daha da kötü olmuştur.
Çiftçimizin kullandığı sulama suyu ücretlerine büyük oranda zam yapılmış olup 2011’de 24tl. olan dekar başına pamuk sulama ücreti 30tl ‘ye çıkmış mısır sulama ücreti 17 tl’den 30 tl ‘ye çıkarılmıştır.Ayrıca yeni bir uygulamayla artezyen ile sulama yapan çiftçilerimizin artezyenlerine sayaç takılacağı ve dekar başına 3tl ek ücret alınacağı bildirilmiştir.
Destekleme fiyatlarının pamuk da en az kg. Başına 1tl zeytinyağındada 2tl. olması gerekmekte olup bu yönde düzeltmeler yapılmalıdır.
Bu süreçte MHP olarak çiftçi kardeşlerimizin yanında bulunacağımızı, dertlerinin ortağı olacağımızı ifade ediyoruz.”

Geri «
İleri »

Bir Cevap Yazın