Önce Öğretmen Eğitimi

  • sokerehber
  • 4 Ocak 2017
  • 0

ÖNCE ÖĞRETMEN EĞİTİMİ!
Her ne kadar öğretmen ve eğitim sözcükleri birbiriyle yakın akraba olsa da iş “öğretmenin eğitimine” geldiğinde pek çoğumuz bir durup kalıyoruz. Ne yani diyoruz belki de, öğretmenlerimiz eğitimsiz mi? Öğretmenlerimizin de eğitim mi almaları gerekiyor? Eğer ki veli zihniyetiyle düşünürseniz büyük bir çelişki yaşayacağınız bu ifadeler eğitim bilimleri açısından oldukça sıradan sorular. Cevabını verelim o halde; evet öğretmenlerimiz de eğitim almalı. Hem de en az yetiştirdikleri öğrenciler ve hatta onlardan da fazla! Neden mi? Buyrun…
 Öğretmen kimdir? Bu basit gibi görünen çetrefilli sorunun, yine eğitim bilimleri tarihi boyunca, pek çok kez farklı cevapları verilmiş. Her devirde ve her devrin gerektirdiği şartlara göre öğretmen, eğitim, öğrenme vb. gündelik yaşantımızda sıkça duyduğumuz kelimelere farklı farklı anlamlar yüklenmiş. Burada bunları yazmak için vakit kaybetmemekle birlikte, bilgi çağı denilen günümüz dünyasında öğretmenin “kim olduğu” sorusu büyük oranda rehber, kolaylaştırıcı, yaşam/kariyer koçu, toplum mühendisi gibi ifadelerle kendine cevap buluyor. Dikkat edildiğinde eskiden beri zihnimizde yer etmiş olan öğreticilik, ezberleticilik, belleticilik gibi bilgiyi sunmaya ve kavratmaya yönelik düşünce kalıplarının kırıldığını, buna karşılık öğretmenin toplumsal rolünün ön plana çıkarıldığı tanımlarla karşılaşıyoruz.

Evet çağın gerekleri, zamanın ruhu öğretmene daha büyük roller ve sorumluluklar yüklüyor. Kuşkusuz böyle olması da bekleniyordu zira bilgiye ulaşmanın bu kadar kolay olduğu bir çağda sınıfa girip de sadece bilgi veren bir öğretmen modelinin daha fazla yaşaması beklenemezdi. Bunun yerine çocuğa bilgiye ulaşma yollarını gösteren, geçerli bilgiyle geçersiz bilgiyi ayırt etmeyi kavratan ve bilgiyi kullanma becerilerini arttıran öğretmen modeli geldi. Bu yeni model öğretmenin sorumluluğunu da değiştirdi haliyle. Artık ne öğrenciler, ne veliler ne de toplumun diğer paydaşları öğretmenden sınıfa girip de kitabi bilgileri ezberletmesini beklemiyor. Çünkü bunlar zaten kitapta var!

Ne yazık ki bu düşünce devrimi henüz ülkemizde tam oturmadı. Hala geniş bir öğretmen kitlesi tarafından eski model öğretmenliğin, yani ezberleticilik rolünün revaçta olduğu görünüyor. Çünkü pek çok öğretmen yeni model öğretmenlik mesleğinin gerektirdiği değişimlere direnmekte inat ediyor. Bununla birlikte çağdaş öğretmen olmayı tercih edenler artık sorumluluklarının daha bir bilincinde. Onlar ders işleme yöntemlerinden tutun da ölçme-değerlendirme etkinliklerine kadar kendilerini yeniliyorlar. Kuşku yok ki kazanan da onlar olacak.
İşte tüm bu yukarıda saydığım değişimler öğretmen eğitiminin önemini ortaya koyuyor. Eğitim fakültesini bitir, atan, sonra emekli olana kadar aynı ders notlarını papağan gibi her sınıfa ezberlet anlayışı çoktan tarihin tozlu sayfalarına karıştı. Artık üniversite eğitimiyle yetinmeyen, alanındaki güncel gelişmeleri takip eden, eğitim ve seminerlere katılan, projeler tasarlayan ve uygulayan, öğrencileriyle beraber “öğrenme yoldaşı” olan öğretmenlerin devrindeyiz. Kısacası öğrencileriyle birlikte öğrenen ve öğrenmenin sınırı olmadığına inanan öğretmenlerin devri bu! 

Bu büyük zihinsel dönüşüm kuşkusuz Milli Eğitim Bakanlığı’nı da yeni arayışlara ve akabinde yapısal reformlara itiyor. İşte eğitim fakültesine girişte 240 bin barajı geldi. Aday öğretmenlik, mülakat, performans değerlendirme derken öğretmen olmak ve dahası öğretmen kalmak zorlaştırıldı. Şahsi düşüncem öğretmenliğin sürekli bir kadro durumundan performansa dayalı sözleşmeli hale getirileceği yönünde. Ancak bu ne zaman ve nasıl gerçekleşir onu zaman gösterecek. Öte yandan PISA gibi uluşlar arası geçerliği yüksek bir sınavda yaşanan “dibe çöküş” MEB’i klasik test mantığıyla boğulan eğitim sistemimizi “açık uçlu soru” yani eskilerin tabiriyle yazılı yoklama sorularına döndürdü. ÖSYS 2017 kılavuzunda 2017’deki LYS sınavlarında belirli miktar açık uçlu soruların sorulacağı ilan edildi. Ortaöğretim öğretmenlerinin buna uygun biçimde ders işlemeleri ve sınavlarını düzenlemeleri gerektiği salık verildi. Bunun devamı muhtemelen TEOG sınavlarında da uygulanacaktır. Bu gidişat öğretmenler için bir uyarıdır. Öğretmenlerin eski modeli bırakıp çağdaş öğretmenlik vizyonunu kazanmaları, bu süreçte kendi eğitimlerini de ihmal etmemelerinin kanıtıdır yaşadıklarımız.

ERDEM OKLAY
www.erdemhoca.net 

Geri «
İleri »

Bir cevap yazın