Bafa’lı Robinson Osmanın Hikayesi

  • sokerehber
  • 10 Aralık 2017
  • Yorumlar Kapalı

Ekodosd Açıklaması;

Bir yaz sıcağında Latmos’un güneyinde, Bafa kıyılarında bir araştırma yaparken tanıştık Robinson Osman’la. Latmos’un en bakir, Bafa Gölü’nün en vahşi bir bölgesinde yaşamını sürdürüyor. Onun yaşadığı alana yol yok. En yakın yerleşime yaya olarak 4 saatte gidilebiliyor. Tekneyle de yaklaşık 1,5 saat sürüyor. Planını kendi yaptığı yaşam alanını telle çevirip, tahta bir kapı yapmış. Ortaya da naylonlardan inşa ettiği bir çadırı var. Çok sevdiği bayrağını asmayı ihmal etmemiş.

İnsani yaşam şeklinden çok uzak bir şekilde, doğayla iç içe yaşamını sürdürüyor. Yaz aylarında sıcaktan, kış aylarında soğuk ve yağmurdan etkilense de, Robinson Osman’ın buna pek aldırdığı yok. Bırakın geceyi, gündüz bile normal bir insanın korkacağı öylesine vahşi bir alanda yaşıyor ki, çoğu zaman çalılıkların arasındaki çadırının içine giren yılanları sopayla kaldırıp, tekrar doğal alana bırakıyor. Geceleriyse dağdan inen ayıların, oklu kirpilerin, domuzların, karakulakların çadırının yanına kadar geldiğini söylüyor.

“Bu hayvanları çok acıyorum. İnsanlar onları vursa da, yine bir insana yaklaşıp yardım isteyebiliyor bu hayvanlar. Ayı gelip çadırımın yanına iki ayağının üstüne dikilerek sanki birşeyler anlatmak istiyor. Diğer hayvanlarda gelip çadırımın etrafında dolanıp duruyorlar. Sanki benden birşeyler istiyorlar. Ben de onlara ekmek veriyorum. Ekmeği alan gidiyor. Bu hayvanlar aç olmasa buraya gelmezler.” Diyor.

Aslen Torbalı’nın bir köyünden Robinson Osman. Küçükken annesinden ayrıldığı babası, hafif engelli kardeşiyle, R. Osman’ı yanına alarak, Bafa’nın kıyısındaki balıkçı köyü Serçin’e yerleşiyor. Babası öldükten sonra köyün bekçiliğini üstleniyor bir ara, daha sonra da çobanlık, amelelik ne iş bulduysa yapıyor. Yaşamı süresince hiç evi olmamış, orada burada idare etmiş. Sonunda insanlardan uzak kalmayı, daha rahat edeceğini düşünerek, bugünkü yaşam alanına gelmiş.

Modern yaşamın her türlü olanaklarından uzak bir şekilde, kendisinden yüzlerce yıl önce Latmos’un bakir coğrafyasında antik dönemde yaşayanların yaptığı gibi, tek farkı mağara yerine çadırda yaşayan Robinson Osman’a bir derdin, bir isteğin var mı diye sorduğumuz da “Konuşacak adam bulamıyorum burada. Bazen 1-2 balıkçı geliyor, onlarda hemen çekip gidiyor. Ben de buradaki hayvanlarla, kuşlarla konuşuyorum işte. Sakalarla dost olduk burada. (Saka: Tepeli Pelikan) Onların hiçbiri bana zarar vermiyor. Ben de onlara vermiyorum. Gül gibi geçinip gidiyoruz işte.

Benim sizden tek bir isteğim var. Eskiden bir yarenim vardı, onu çok iyi konuştururdum ben. Bana bu yareni bulup, getirirsen, ömür boyu mutlu olurum ben. Başka da bir şey istemem. Bana burada arkadaşlık edecek ve hep yanımda olacak, onunla istediğim an konuşabileceğim, onu konuşturabileceğim tek şey bu. Bak siz gelince de çalıveririm. İyi de çalarım ha…” dedi. Yaren dediği bir saz yani bağlama. Ayağında doğru dürüst ayakkabısı bile olmayan Robinson Osman’ın bu isteğini yerine getirmek için, üyelerimize bir duyuru yaptık.

Kuşadası Belediye Başkanı Özer Kayalı’yla birlikte, duyarlı üyelerimizden olumlu yanıtlar geldi. Başkan Özer Kayalı arayarak “Ben şahsen Osman kardeşimize istediği bağlamayı almak istiyorum” dedi. Aldığı bağlamayı, Robinson Osman’a götürdük. Tekneden inerken elimizdeki bağlamayı gören R. Osman’ın sevinçten gözlerinin yaşardığını ve ne kadar mutlu olduğunu gördük.

Pek çalabileceğini tahmin etmiyorduk, ancak Robinson Osman bizi utandırdı. Çok sevdiği türkülerden, Bafa Gölü’nün eşsiz manzarasında bizlere bir konser verdi.

Sazını elinden bırakmak istemedi. Eminiz gece bile onunla birlikte yatmıştır. “ Bu yaşıma kadar kimse bana böyle bir iyilik yapmadı. Özer başkanıma benden selam söyleyin, ona çok çok teşekkür ediyorum. Bana bu hediyeyi yaptığı için ona nasıl teşekkür etsem azdır. Allah ne muradı varsa versin, kazalardan belalardan korusun” dedi.

Dünyada duyarlı insanların bitmediğini gösteren birisi, R. Osman’ın belki de tek dostu. En büyük destekçisi Serçin’li Hasan Hüseyin Karakaya. Robinson Osman’a gölde hava durumu iyi olursa hafta da bir gün Yaz-Kış, lojistik destek Hasan H. Karakaya’dan geliyor. O da olmasa, ne yer, ne içer bilinmez. R. Osman’a balıkçının biri de kurita bir tekne getirmiş. Ara sıra ağ atıp balık tutsun diye. Saç teknenin altı çürüdüğünden suya batmış. Ağla avlanma hayali bitmiş, artık zor da olsa oltayla balık avlamaya çalışıyor.

Üyelerimizin gönderdiği yiyecek ve kıyafetleri R. Osman’a verdiğimizde “ Ya Söke’nin ağalarına benzedik böyle. Pek alışık değiliz bunlara ama soğuk havalarda iyi olur” dedi. Hayatta tek düşündüğü şey engelli kardeşi. Köylülerin yardımıyla hayatını sürdüren kardeşi iş bulabilirse çobanlık yapıyor. Kendisi mahrumiyet bölgesinde yaşayan R. Osman “Bak kardeşim, zor durumda kalırsan, burada sana her zaman yer var. Kıvrılır yatarsın, bir köşede. Ben sana bakarım. Burada ayılara, kirpilere bakıyorum sana mı bakamayacağım.” Diyerek, kardeşine sahip çıktığını da gösteriyor.

“ Bak bunlar insan kemikleri hep. Burada gavurlar yaşamış, İngiliz, Fransızmış bunlar” diyerek, kendi hayal dünyasıyla yorum getiriyor, Menet Adası’nın nekropolüne. “Yalnız bu definecilerden bıktım ben kardeşim. Kazmadık yer bırakmıyorlar dağda. Gavur icadı da olsa, bozmayın ya bu taşları…” diyerek, tarihe olan saygısını da ifade ediyor.

Latmos’un ve Bafa’nın vahşi coğrafyasında Robinson Osman gibi yaşayan, aralarında çok az fark olsa da birkaç insan kaldı artık. Yaşam koşulları iyi olmasa da bu toprakları terk etmiyorlar. Aslında bu coğrafyanın yaşayan insan hazineleri olan bu kişilerin buralarda kalması, buralara sahip çıkması çok önemli. 8000 yıldır devam eden Latmos’un ve önemli uygarlıklara ev sahipliği yapan Bafa’nın kültürünü devam ettirecek insanlar bunlar. Tabi onlara da sahip çıkanlar olursa…

Geri «
İleri »