Dinamitlenmeden Koruma Altına Alın Çağrısı

  • Alptekin Çınar
  • 22 Ekim 2020
  • 0

Ekodosd Açıklaması;

BATI ANADOLU’NUN GİZEMLİ DAĞI
İstanbul’daki Alman Arkeoloji Enstitüsü’nün kurucusu ve ilk müdürü olan Alman arkeolog Martin Schede, Latmos (Beşparmak) Dağları’nda önemli keşifler yapan Theodor Wiegand’ı anma konuşmasında Latmos hakkında şöyle demiştir. “Menderes Ovası’nı geçenlere, doğuda Latmos’un patlamaya hazır görünen, zikzak çizen kara çehreli doruğu gözdağı verir. Bu dağ, bir gölle işlek yola olan bağları kesilmiş, kuş uçmaz kervan geçmez bir yerde, verimli topraklardan yoksun bölgenin eskiden beri en ıssız yeri olmuştur.

Birbiri üstüne karmakarışık yığılmış kayaların eşi benzeri olmayan yabanıllığı, bir gezginin yaşayabileceği en büyük doğa yaşantılarından biridir. Dağın eteğinde günümüze iyi korunmuş durumda gelmiş Hellenistik kent Herakleia kurulmuştur, fakat insanoğlunun olağan yaşam koşullarının sona erdiği dağın üst kesimlerinde Bizanslı keşişlerin yurdu başlar… Dağa yapılan birçok araştırma seferinde yaşananlar, keşfedilenler ve çalışmalar, doğal çehrenin ve tarihsel önemin, çok özenli yapı araştırmasının, filolojik kaynak araştırmasının ve sanat tarihi açısından değerlendirilmesinin mükemmel bir bütün haline geldiği Latmos’a ilişkin yayında heyecanlı bir serüven kitabı gibi okunmaktadır. ”

Latmos Dağları o kadar esrarengiz bir yerdir ki, yüzlerce yıldır içinde keşfetme duygusu olan birçok gezgini kendine çekmiş, günümüzde bile büyük ilgiyle çekmeye devam ettiği görülmektedir.

Bu gezginlerden İngiliz Richard Pococke’nin, 1740 yılında Latmos’a ilk tırmanın kişi olduğu bilinmektedir. Pococke Latmos’a, Karpuzlu’da bulunan Alinda tarafından tırmanmış, yöre insanları tarafından dağda yoğun bir şekilde bulunan yerelin kaplan dediği Anadolu Parsı, Ayı, Kurt ve Yaban Domuzlarına karşı uyarılmıştır. Bir gecesini dağda yaban hayvanlarından korunmak için ateş yakarak geçirmiş, fakat Herakleia’ya uğramamıştır.

Herakleia’yı keşfeden kişi ise Society of Dilettani adına, 1764 ve 1765 yılları arasında mimar Nicolas Revett ve ressam William Pars eşliğinde Anadolu’yu gezen İngiliz bilgini Richard Chandler olmuştur. Chandler’in ilgisi sadece Antik Dönem’le sınırlı kalmamış, Latmos’un pekçok manastır ve kilisesiyle Orta Çağ’da oynadığı rolün önemini kavrayarak araştırmaları sürdürerek, Latmos Dağları’nın güney yamaçlarında Bizans freskleriyle süslü olan Pantokrator ve İsa Mağaraları’nı keşfetmiştir. Burayı keşfettiğinin izlerini de, İsa Mağarası’ndaki fresklerin arasına kurşun kalemle, ziyaret yılını gösteren 1765 tarihini ve isimlerini yazarak koymuştur.

Latmos’un tanınırlığını 1994 yılında keşfettiği 8000 yıllık Tarih Öncesi Kaya Resimleriyle en üst düzeye çıkaran Alman arkelog Dr. Anneliese PESCHLOW’un çok önemli katkıları olmuştur.

Latmos Dağları geniş bir coğrafyaya yayılan bir doğa harikası ve tarih öncesine uzanan geçmişiyle açık hava müzesi niteliğinde bir kültür hazinesidir.

Birbiri üzerine yığılan kayaların arasında keşfedilmeyi bekleyen o kadar çok gizemli yer var ki…
Yeter ki o coğrafik konumunu koruyabilsin, patlatılan dinamitlerle yok olmadan bir koruma statüsüne kavuşabilsin.

Geri «
İleri »

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir