Söke Latmos Taşocağı Tepkileri Büyüyor

  • sokerehber
  • 24 Aralık 2018
  • Yorumlar Kapalı

Söke’de bulunan Beşparmak (Latmos) Dağları’nda açılmak istenen taş ocağıyla ilgili hazırlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporlarının gerçeği yansıtmadığı iddia edildi.

Bölgede yaşayanların ve sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin olumsuz görüş belirtmesine rağmen, Aydın Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, kırsal Sakarkaya ve Çavdar mahalleri yöresinde açılması düşünülen taş ocaklarına dair proje ile ilgili İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (İDK) toplantısını 4 Ocak 2019 tarihinde yapılacağını duyurdu. Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) yazılı açıklama ile kaya resimleriyle ünlü Latmos Dağları’nda maden ocağı açılmasına karşı olduklarını, Milli Parklar Genel Müdürlüğü ile Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin de benzer tutum taşıdıklarını ve ÇED raporlarının gerçekleri yansıtmadığını belirtti.

‘ÇED RAPORUNDA OLUMSUZ GÖRÜŞLER EKSİK, İDDİASI’

EKODOSD açıklamasında, Hazırlanan raporda, halkın katılımı toplantılarında olumsuz herhangi bir görüş beyan edilmediği, proje kapsamında toz oluşumunun meydana geleceği her aşama için önlem alınması istendiği belirtilmektedir. Oysa hem Muğla’nın Milas ilçesi Sakarkaya Mahallesi hem de Aydın’ın Söke ilçesi Çavdar Mahallesi’nde yapılan toplantılarda, gerek yöre insanları gerekse sivil toplum kuruluşlarının tamamı olumsuz görüşlerini beyan etti.

 

Maden ocaklarının başta insan sağlığı olmak üzere, doğaya, çevreye, tarihe, yaban hayatına vereceği zararları belirterek, bu bölgelerde maden ocaklarının açılmasını istemediklerini söyledi. Raporda diğer kurumlar maden ocakları için olumlu görüş verenler olsa da olumsuz görüş bildiren iki kurumun tespitleri çok önem taşıyor. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, planlanan sahaların, Beşparmak Dağları Milli Parkı teklif sahası içerisinde kalması nedeniyle uygun bulunmadığı ifade etmiş. Aydın Büyükşehir Belediyesi de yörenin doğa ve çevre turizmi adına değerini azaltıcı etkilerinin oluşması, kırsal kalkınma odaklı projeleri olumsuz etkileyeceği gerekçesiyle karşı çıkmıştır ifadelerine yer verildi.

‘TARİH ÖNCESİ KAYA RESİMLERİ VAR’

Sakarkaya ve Çavdar bölgesinin, Latmos Dağları’nda doğal ve kültürel kaynak değerlerinin en zengin olduğu yerler olarak bilindiği vurgulanan EKODOSD açıklaması şöyle devam etti

Tarih öncesi kaya resimlerinin yoğun olarak bulunduğu Sakarkaya bölgesi, antik dönem buluntularının ve Bizans döneminin en güzel örneklerinin olduğu Söke’nin kırsal Bağarcık ve Çavdar mahalleleri yöresinde maden ocaklarının açılması bu kültürel varlıkların yok olması demektir. Buradaki doğal ve kültürel zenginlikler bir planlama yapılarak tüm dünyaya tanıtılmalı. Bu değerler ülke turizmine önemli katkısı olacak ve sürdürülebilir bir şekilde gelecek nesillerinde çok kazanımlar elde edeceği zenginliklerimizdir. Dağların bir yandan UNESCO’ya alınması için çalışmalar sürdürülürken bir yandan da dağın bütün doğal peyzajını ve zenginliklerini yok edecek maden ocaklarına açma girişimleri devam etmektedir. Türkiye olarak imza attığımız Avrupa Peyzaj Sözleşmesi kapsamında, Latmos Dağları’nın doğal ve kültürel peyzaj değerlerinin korunması esas alınmalıdır. Üniversiteler önümüzdeki aylarda Ege’nin Peyzaj Atlası’nın çıkarılmasına yönelik bir çalışma yapacaklardır. Bu atlas çıkarılıncaya kadar burada yeni ocakların açılmasına izin verilmemelidir.

‘BÖYLE BİR DAĞ, DÜNYANIN HİÇBİR YERİNDE YOK’

Latmos Dağları’ndaki doğal ve kültürel zenginliğe dikkat çeken EKODOSD, açıklamasında şunları kaydetti

Bu dağlardan çıkan maden her yerde vardır ancak antik yazıtlarda kutsal kabul edilen böylesine bir dağ, bırakın Türkiye’yi, dünyanın başka hiçbir yerinde yoktur. Latmos Dağları’nda şu ana kadar tespit edilebilen, insanlık yaşamı 8 bin yıldır sürüyor. Bu yaşam kesilmemeli ve bu kültür devam etmelidir. Hiçbir kazı çalışması yapılmadan bile, buraları tarih öncesi, Hellenistik, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinin insanlık izlerinin görülebileceği yegane yerdir. Daha nice bilim insanları bu bakir doğada araştırmalarını belki de onlarca yıl sürdürmesi gerekecek. Belki de bu araştırmalardan Göbeklitepe’de olduğu gibi dünya tarihini değiştirebilecek buluntular çıkacaktır. Jeologlar tarafından 500 milyon yıl olduğu söylenen bu kayaların içinden, belki de bir gün milyonlarca yıl önce yaşamış hayvanların fosilleri çıkacaktır.

Tüm bu zenginlikleri bir anda bembeyaz bir toz haline getirmeye kimsenin hakkı olmamalıdır. Latmos’u korumak insanlık borcudur. Latmos Dağları bizlere kadar ulaşan doğal ve kültürel mirasımızdır. Bu mirasın korunması için herkesin sorumlu ve duyarlı olması gerekir. Aksi halde Latmos Dağları köstebek çukurlarıyla dolu, bembeyaz bir çöle dönüşecektir. Latmos Dağları’nın yollarında tozu dumana katan maden kamyonları değil, turistleri taşıyan tur otobüsleri dolaşmalıdır.

Geri «
İleri »